İslam Terörü Lanetler

Şükür ve Dua ile bir Ramazan daha

Müslümanlar için bir rahmet, nimet, güzellik olan Ramazan ayında günboyu karşılaştığımız ve orucumuzu açmak üzere oturduğumuz iftar sonrasında Allah’ın bize sunduğu yiyecekler, nimetler için tek tek ve coşku ile şükrederiz. Bu rızıklar için olan şükrümüz aslında hayatımızın her anına hakim olmalıdır. Oturduğumuz iftar sofrasının ötesinde; iftar sofrasında bir araya geldiğimiz aile efradının ve dostlarımızın, soluduğumuz havanın, çevremizdeki her şeyin Allah’ın bize ikramı olarak var olduğunu yalnız Ramazanda değil, her an hatırımızda tutmalıyız.

Pek çoğumuzun hafızasında misafirliğe gittiği evde kendisine şeker ikram edildiğinde annesinin “teşekkür ettin mi?” dediği bir çocukluk anısı vardır. Bize bir iyilik yapana teşekkür etmek en temel nezaket kurallarındandır. Bu temel kural bize bir yardımda bulunanlara, bir güzellikte bulunanlara saygı duymayı, onların bizim için kıymetli olduğunu öğretir.

Teşekkür etmek insanların giderek bencilleştiği, hatta kabalaştığı bu dönemde kıymeti giderek artan bir haslet. Teşekkür etmek sadece güzellik yapılan için değil, güzelliği yapan için de son derece önemlidir. Teşekkür, kendisinin kıymetinin bilindiğinin önemli bir işaretidi.

Üşüdüğümüzde bizi ısıtan, acıktığımızda doyuran ya da hasta olduğumuzda bizi iyileştiren kişi o an bizim için dünyanın en kıymetli insanı oluverir. Aradan yıllar geçse bile bizlere bu iyilikleri yapanları unutmaz, onları minnetle anarız.

Birini düşünün size giyinmeniz için elbiseler, kolay seyahat etmeniz için vasıtalar vermiş olsun. Dahası hastalığınızı giderecek ilaçlar, doktorlar temin etmiş olsun. Her gördüğünüzde içinizin açıldığı, içinde türlü türlü renkte çiçeklerin, kuşların olduğu dünyanın en güzel bahçesini sizin kullanmanıza sunsun. Üstelik burada her gün en güzel meyveleri, en lezzetli yemekleri de size sunsun.  Ve tüm bunlar öyle birkaç günlüğüne değil, tüm ömrünüz boyunca sizin olsun.

Tüm bunları size sunana nasıl teşekkür ederdiniz? Bütün bunları ve daha da fazlasını her an bize sunan, yeryüzünü ve üzerindeki tüm canlıları var eden yüce Allah’tır. Allah bizler için sayısız nimetler yarattığını bizlere şöyle hatırlatmaktadır:

“Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 18)

Yediğimiz türlü türlü besinler, onların yetiştiği topraklar, dünyamızı ısıtan Güneş, etinden ve sütünden yararlandığımız hayvanlar, bereket getiren yağmurlar, ovaları kaplayan ekinlerin tamamı bizlere Allah’ın sunduğu nimetlerdendir. Bunların hiçbiri Darwinistlerin iddia ettiği gibi tesadüfi gelişen olayların birer sonucu değildir. Hepsi, Kendisine olan sevgimizi göstermemiz için Allah’ın bize verdiği birer lütfudur. Tüm bu nimetler O’na sürekli bir minnet ruhu içinde olmamız için birer vesiledir.

Bizlere sunulan bunca çok nimete karşın Allah’ın bizden istediği tek şey verdiği nimetlerin şuurunda olarak Kendisi’ne sevgimizi en içten şekilde yöneltmemiz yani şükretmemizdir. 

Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. (Nahl Suresi, 14)

Şükretmek Allah’ın bize sunduğu büyük nimetlerden birisidir. Çünkü bizler Allah’a şükrettikçe Allah’ın üzerimizdeki nimetleri arttırılmaktadır. Bu gerçeği Allah bizle şöyle haber vermektedir: 

Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi, 7)

Kendisine verilen nimetler için Allah’a şükretmekten uzak kalmalarında, insanların şeytanın türlü oyunlarına kanmasının etkisi büyüktür. İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı da gün boyu Allah rızası için oruç ibadetini yerine getirirken, her an oruç ibadetimizi aklımızda tutarken, sevdiklerimiz ve ihtiyacı olan Müslümanlar için iftar sofraları kurarken ve teravih namazlarında Müslümanlarla bir araya gelirken şeytanın etkisinden gittikçe uzaklaşırız. Ramazan ayı Müslümanların birbirine yakınlaştığı, sevgi ve dayanışma bağlarının güçlendiği, vicdanlarını daha çok kullandıkları kutlu bir dönemdir.

http://www.bernama.com/en/news.php?id=1471524

2018-06-14 12:27:15

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top