İslam Terörü Lanetler

Mazlumların dostu Türkiye!

Bundan 522 yıl önce İspanyolların zulmünden kaçan Museviler nasıl Osmanlı’ya sığındılarsa, bugün de Esed zulmünden kaçan Suriye’li kardeşlerimiz Türkiye’ye sığınıyorlar. Osmanlı nasıl mazlumun yanında olduğunu gösterdiyse, Türkiye’de aynı şekilde mazlumun yanında olduğunu gösteriyor. O gün Osmanlı’nın Museviler’e uzattığı yardım elinin sebebi dininden aldığı yüksek ahlaktı, bugün Türkiye’nin Suriye’li kardeşlerimize uzattığı elin sebebi de yine dinimizden aldığımız yüksek ahlaktır.

Bugün Suriye’li mülteci kardeşlerimiz için Türkiye’nin 10 ilinde (Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Mardin, Osmaniye, Adıyaman, Malatya, Adana ve Kilis) 22 barınma merkezi kurulmuş durumdadır. Şubat 2014 tarihi itibariyle bu barınma merkezlerinde yaklaşık 220.000 bin Suriyeli bulunmaktadır.1 Türkiye’ye sığınan toplam mülteci sayısı ise 700.000 civarındadır. 2

Türkiye bugüne kadar mülteci kardeşlerimiz için 2,5 milyar dolar harcama yapmıştır. BM’den sadece 130 milyon dolar gibi son derece düşük bir yardım geldiği düşünülürse Türkiye’nin yapmış olduğu harcamanın ne denli yüksek olduğu daha iyi anlaşılabilecektir.3

Kamplarda Suriyeli kardeşlerimizin her türlü insani ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır. Gıda, sağlık, ısınma, haberleşme gibi zaruri ihtiyaçlar karşılandığı gibi, çocukların eğitimi devam ettirilmekte, mesleki eğitim kurslarıyla kampta yaşayanların meslek edinmesi sağlanarak üretken hale gelmelerine çalışılmaktadır. Eğitim hizmeti verilen yaklaşık 60 bin Suriyeli öğrenci bulunmaktadır. Bugüne kadar da yaklaşık 7 bin Suriyeli mülteciye kurslarda çeşitli mesleki eğitim verilmiştir.4

Türkiye dışında da Lübnan’da 1 milyon, Ürdün’de 700 bin, Irak’ta 200 bin ve Mısır’da da 70 bin kadar olmak üzere toplam 2,5 milyon Suriye’li mülteci durumundadır. Ülke içinde yerinden edilenlerin sayısının ise 7 milyon kişi olduğu tahmin edilmektedir.5

Suriye’li mültecilerin sığındıkları ülkeler arasında en iyi şartlarda yaşadıkları ülke şüphesiz Türkiye. Öyle ki bu son dönemde dünya basınında övülerek konu edildi. New York Times Gazetesi’nden Mac McClelland tarafından kaleme alınan bir makale ‘Kusursuz bir Mülteci Kampı Nasıl İnşa Edilir’ başlığını taşıyordu. Bu yazıda Kilis’de Başbakanlık AFAD Başkanlığı tarafından kurulan kampın olanakları övülerek anlatılmıştır.6 Dünyadaki en iyi mülteci kampı övgüsüne mazhar olan bu kamp, şüphesiz başta Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız olmak üzere Türk halkının Suriye’li kardeşlerimize verdiği önem ve titizliği göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Dünya ise Suriye’deki katliamlara adeta duyarsız. Günde 60 ila 100 kişinin öldüğü tahmin edilen Suriye 7 için düzenlenen Cenevre 1 ve 2 toplantıları çözüm üretmekten son derece uzak toplantılar olarak bir sonuç alamadan dağıldı..

Suriye’li mülteciler dünyanın kendilerine karşı duyarsız olduklarının farkındalar. Batılı ülkeler Rusya ve Çin’in BM’den çıkartılmak istenen her kararı veto etmesi karşısında çaresiz gibi duruyorlar. Bu durum Esed’in katliamlarına devam etmesine de olanak sağlıyor.

Bazı İslam ülkelerinin tutumu ise Batılı ülkelerin durumundan farklı değil. Olayın siyasi yönü ise gün geçtikçe karışık hale geliyor. Esed’e karşı savaşan güçlere, ülkenin içinde bulunduğu karışık durumdan yararlanmak isteyen farklı gruplar eklendikçe hem iç çatışmaların tarafları sürekli artıyor hem de iş daha da çözümlenemez bir yola doğru hızlıca ilerliyor.

Arap Baharı ile 2010 yılında Tunus’da başlayan toplumsal özgürlük hareketleri Arap ülkelerine ne demokrasiyi ne de daha çok özgürlüğü getirebildi. İç çatışmalarda binlerce insan hayatını kaybetti. Sadece Suriye’de 130.000 den fazla insanın öldüğü tahmin ediliyor. [8]

Öte yandan bazı İslam ülkelerinde Müslümanlar sadece iktidarlarının devamlılığını sağlamaya çalışıyor ya da zenginliklerine zenginlik katma peşindeler. Diğer Müslümanların dertleriyle dertlenme, onların sorunlarına ciddi bir çözüm bulma arayışında olmuyorlar. Kimi ülkelerin önde gelen zenginleri servetlerini kendi çıkarları için harcıyorlar. İslam ülkelerinin yetişmiş bazı âlimleri ise bazen yaşadıkları ülkelerin iktidarlarının baskısından, bazen de sahip oldukları makamları kaybetmemek için mezhepsel ihtilafları teşvik ediyorlar.

 

Peki bu durum daha ne kadar devam edebilir ve ne yapılmalı?

Mevcut durumun devamı daha çok Müslümanın kanının dökülmesi ve daha çok zulüm demek anlamına geliyor ve bu şekilde devam etmesi mümkün değil. İslam ülkeleri, en kısa zamanda AB modelli bir birlik çatısı altında bir araya gelmeli ve kendilerine bir lider seçmelidirler. Bu liderin etrafında tüm sorunlarını masaya yatırarak tek tek çözmeliler. Bu şekilde kendi içlerindeki ırk ve mezhep ayrılıklarına dayanan kanlı mücadeleleri sonlandırmalıdırlar. Bu yapılmazsa Müslümanların üzerindeki zulüm bitmeyeceği gibi, Allah korusun artarak devam edecektir. Böyle bir birlik gerek Batılı ülkelerin gerekse Rusya ve Çin’in tasvip edeceği bir birlik olacaktır. Zira Batılı devletler radikal İslami gruplardan kendilerine yöneldiğini düşündükleri bir tehdit algısı içindedirler. Bu birlik bu algıyı tamamen ortadan kaldırabilir. Bu şekilde hem İslam ülkelerine huzur ve barış gelir hem de diğer ülkelerle sağlıklı ilişkiler kurulabilir.

Şu an bu bahsettiğimiz birlik şuuruna en çok sahip ülke Türkiye’dir. Ak Parti hükümeti, başta Başbakanımız Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Ahmet Davudoğlu olmak üzere, son derece şuurlu bir şekilde İslam Birliği’nin oluşması yönünde önemli adımlar atıyorlar. Suriye’li mülteci kardeşlerimize karşı gösterilen teveccüh de bu şuurun bir tezahürü olarak ortaya çıkmaktadır. Türk milleti, ırk üstünlüğüne değil, Müslüman kardeşliği anlayışına dayalı bir yapı meydana getirmek istemekte ve bu sebeple dünyadaki tüm Müslümanlara Türkiye’nin sahip olduğu imkânlarla ağabeylik yapmaya çalışmaktadır. Bundan sonra da kuvvetle bu şuurla devam edeceği açıktır. Diğer İslam ülkelerinin de Türkiye’nin çabasına katkıda bulunmaları ve bu birliği oluşturmak için büyük gayret sarf etmeleri gerekmektedir.


[1] https://www.afad.gov.tr/TR/HaberDetay.aspx?IcerikID=2713&ID=5
[2] http://www.timeturk.com/tr/2014/02/14/abd-basinindan-turkiye-ye-ovgu.html#.Uv_R-fl_v9Y
[3] http://www.haber3.com/basbakan-erdogan-bm-baris-amacina-yonelik-henuz-bir-adim-atamamistir-haberi-2466813h.htm
[4] http://www.dunyabulteni.net/guncel/289477/okullarda-6-bin-suriyeli-ogrenci-egitim-goruyor
[5] Mazlumder Türkiye’de Suriyeli Mülteciler Raporu 2013
[6] http://www.haber7.com/amerika/haber/1127758-ny-times-yazarinin-ovgu-dolu-kilis-analizi
[7] http://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_%C4%B0%C3%A7_Sava%C5%9F%C4%B1
[8] http://www.islahhaber.net/suriyede-olu-sayisi-130-000i-gecti.html

Adnan Oktar'ın Opinion Maker'da yayınlanan makalesi:

http://www.opinion-maker.org/2014/03/turkey-friend-of-the-innocent/

 

2014-03-22 14:27:33

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top